O   RÜZGARIN   ARDINDAN

 

 

Mehmet   Culum

 

 

Orta Çağ’da kalyonlar, kadırgalar yanaşırdı kalesinin güneyine usulca, leventlerinde heyecanlı bir telaş. Belli ki, uzak denizlere doğru yeni seferlere çıkacaklar korkusuz yüreklerle, geride bıraktıklarını düşünmeden. Su ikmali yaparlardı gün boyu.

O rüzgârın ardından...

Taşımacılığın daha çok karalarda yapıldığı dönemde, yanık tenli bir kervancı başı buyurdu devecilerine yüksek sesle:

“Yükü yavaşça indirin, hayvanları doyasıya sulayın!”

Çeşmelerinden akan billur sular nazlı nazlı denize kavuşurken, İpek Yolu’nun Anadolu’daki son durağında birkaç gün dinlenmeyi hak etmişlerdi kervansarayında.

Sonra İzmirli Levantenler göründü mallarının başında, çalışkan ve çağdaş kılıklı. Ege dalgalarının hırsla dövdüğü sahillerinde yüklenen gemiler yelken açtı Avrupa limanlarına sessizce.

O rüzgârın ardından...

Zamanla plajları doldu neşeli insanlarla her kültürden, ulustan. Altın sırmalı paşalar şifa aradı Şifne’nin çamurunda; yaşlılar baston bıraktı, derman yüklendi kaplıcalarında. Ilıca’nın ünlü, eski otelleri gururla ağırladı konuklarını yüzakıyla, ülkeye turizmin nasıl yapılacağını öğretircesine uzun yıllar.

Son kurşunlar sıkıldı düşmana barışı çağırırcasına. Kurtuluş utkusu yaşandı coşkuyla meydanında 16.Eylül.1922 günü; devrimlere koştu Atatürk kuşakları yarışan kısraklar gibi. Çağlar çağlara eklendi.

O rüzgârın ardından...

Sörf yelkenleri renklendirdi turkuvaz denizlerini. Çılgın müzik uçurdu diskolarında her yaştan gencini. Şaraplar yudumlandı restoranlarında ay ışığında, romantik danslar edildi yanak yanağa, kalp kalbe. Âşıklar koklaştı kuytularında.

O rüzgârın ardından...

Kumru sandviç, sakızlı dondurma, deniz börülcesi, hurma zeytini armağanı oldu tüm ülkelerin lezzet arayanlarına. El emeği göz nuru mallar sergilendi dükkânlarında dünyanın dört bir yanından gelen meraklılara.

Gün oldu, kendi yatağını sundu otelcileri özveriyle, insanlar sokakta kalmasın diye. Paylaştı çalışanları seve seve son dilim ekmeğini konuklarıyla kardeşçesine. Bütün çabalar duyguları yüceltmek, insanlara hizmet etmek içindi alçakgönüllülükle.

O rüzgârın ardından, şurup gibi, bol oksijenli havası çekildi ciğerlere, sağlık ve mutluluk geldi yüzlere; kıskandı duyup da görmeyenler.

Acaba dünyada bir eşi daha var mı diye sordu hayranları birbirine.

Çeşme, güzel Çeşme, sen hep kalplerde taşınacaksın.