Bu bölümde bazı yazılarımı bulabilirsiniz.
Ulu Önder Atatürk’ün Çeşme’ye gelişi, kendisine İzmir’de düzenlenen ancak gerçekleştirilemeden önlenen hain suikastla bağlantılıdır. Onun için öncelikle bu talihsiz olayla ilgili kısaca bilgilenmek gerekir. devamı için tıklayınız
Kristal berraklığındaki türkuaz denizlerinde yüzerken, bembeyaz, ince kumlu plajlarında güneşlenirken, leziz kumrularıyla karınlarımızı doyururken, canlı diskolarında dans eder stres atarken, kaplıcalarında şifa bulurken, bitmez tükenmez rüzgârlarında yelken basarken, çarşılarında alışveriş ederken, sahillerinde çipura balıklarını ve deniz börülcelerini buz gibi rakılara meze yaparken, ıssız kuytularında sevgililerle koklaşırken Çeşme’nin (belki Ilıca demek daha doğru olur!) Türkiye’nin ilk sayfiye beldesi olduğu devamı için tıklayınız
Ellili yıllara yayılan, yoklukların kol gezdiği çocukluğumda, her tarafı dökülen, yollarda giderken zangırdayan, burunlu otobüslerle Çeşme-İzmir arası yaklaşık dört saat kadar sürerdi. Bu zorlu ve uzun yolculuğun en çekilmez kısmını ise otobüslerin yolcu alıp indirmek için Alaçatı’ya uğramaları oluştururdu. devamı için tıklayınız
Orta Çağ’da kalyonlar, kadırgalar yanaşırdı kalesinin güneyine usulca, leventlerinde heyecanlı bir telaş. Belli ki, uzak denizlere doğru yeni seferlere çıkacaklar korkusuz yüreklerle, geride bıraktıklarını düşünmeden. Su ikmali yaparlardı gün boyu. devamı için tıklayınız