Mehmet Culum

Bu bölümde bazı yazılarımı bulabilirsiniz.

  • Atatürk'ün Çeşme'ye Gelişi

    Ulu Önder Atatürk’ün Çeşme’ye gelişi, kendisine İzmir’de düzenlenen ancak gerçekleştirilemeden önlenen hain suikastla bağlantılıdır. Onun için öncelikle bu talihsiz olayla ilgili kısaca bilgilenmek gerekir. devamı için tıklayınız

  • Çeşme'de Turizmin Gelişimi

    Kristal berraklığındaki türkuaz denizlerinde yüzerken, bembeyaz, ince kumlu plajlarında güneşlenirken, leziz kumrularıyla karınlarımızı doyururken, canlı diskolarında dans eder stres atarken, kaplıcalarında şifa bulurken, bitmez tükenmez rüzgârlarında yelken basarken, çarşılarında alışveriş ederken, sahillerinde çipura balıklarını ve deniz börülcelerini buz gibi rakılara meze yaparken, ıssız kuytularında sevgililerle koklaşırken Çeşme’nin (belki Ilıca demek daha doğru olur!) Türkiye’nin ilk sayfiye beldesi olduğu devamı için tıklayınız

  • Çeşmeli Gözüyle Alaçatı

    Ellili yıllara yayılan, yoklukların kol gezdiği çocukluğumda, her tarafı dökülen,  yollarda giderken zangırdayan, burunlu otobüslerle Çeşme-İzmir arası yaklaşık dört saat kadar sürerdi. Bu zorlu ve uzun yolculuğun en çekilmez kısmını ise otobüslerin yolcu alıp indirmek için Alaçatı’ya uğramaları oluştururdu. devamı için tıklayınız

  • Çeşme'nin Sözlü Tarihi

    Çeşme’nin zengin bir tarihi olduğu Çeşmeliler tarafından bilinir ama ne yazık ki bu, pek yazılı belgelere dayanmaz. Bazı değerli araştırmacılar bulabildikleri eski belgelerle Çeşme’nin yazılı tarihini derlemeye çalışmışlardır ama varılan sonuç yeterli derecede bilgilendirici olmaktan uzaktır. devamı için tıklayınız
  • Ilıcalıların Toplu Fotoğrafları

    Ilıcalılar 58 yıl aradan sonra bir toplu fotoğraf daha çektirdi. 58 yıl hemen hemen bir insan ömrü; mahalle sakinlerinin yeniden bir araya gelmeleri niçin bu kadar gecikti? Acaba fotoğrafta bulunanların öbür dünyaya göç etmeleri mi beklendi? Yoksa her şey basit bir rastlantıdan mı ibaretti? devamı için tıklayınız
  • Yarım Asırlık Çeşme Aşkı

    Yıllar önce, eşimle birlikte eski İstanbul Oteli’nin zemin katında açtığımız hediyelik eşya dükkânımızın ilk müşterileri arasında, Almanya’nın Krefeld kentinden Brigitte (71) ve Wolfgang (84) İngber çifti de vardı. devamı için tıklayınız
  • Bu Rüya Hiç Bitmesin

    Bulutların üzerinde rüya gibi geçen üç günden sonra eve vardığımda içimden hiçbir şey yapmak gelmedi. Elimi nereye attıysam derinlerden bir ses ‘yerine otur, gözlerini yum ve bırak bu güzel rüya biraz daha sürsün’ dedi; ne müzik, ne televizyon, ne Milliyet gazetesi, ne haberler hatta ne de çok sevdiğim torunumun resimleri o akşam bana eski lezzetlerini veremedi. devamı için tıklayınız
  • O Rüzgarın Ardından

    Orta Çağ’da kalyonlar, kadırgalar yanaşırdı kalesinin güneyine usulca, leventlerinde heyecanlı bir telaş. Belli ki, uzak denizlere doğru yeni seferlere çıkacaklar korkusuz yüreklerle, geride bıraktıklarını düşünmeden. Su ikmali yaparlardı gün boyu. devamı için tıklayınız

  • Yazmaya İlk Adım

    90’lı yılların sonlarında hediyelik esya dükkânımda çalısırken hemen hemen her gün emekli olacağım günlerin hayalini kuruyordum. Artık iyice bunalmıs, müsterilerimi azarlar duruma gelmistim. Son sezonumdu; yılbasından sonra dayayacaktım dilekçeyi Bağ-Kur’a. Sorunsuz emekli olabilirsem, ilk yurtdısı gezimi babamın doğduğu topraklara, Yunanistan’a yapmayı planlıyordum. Aslında Volos kentinde dedemin evini bulmak, tüm Yunanistan’ı gezmekten çok daha ilgimi çekiyor ve bu düsünce her aklıma geldiğinde kalp atıslarım hızlanıyordu. devamı için tıklayınız
  • Saatçi Veli Usta

    Almanların Yunanistan’ı ve Sakız Adası’nı istila etmesi, Çeşme’de sığınmacı Rumların yarattığı günlük sorunların yanında, savunma konularında da işlerin karışmasına neden oldu. Çeşme’yle Sakız Adası arasındaki mesafe dokuz deniz miliydi ve bu yer yer üç dört mile kadar düşebiliyordu. devamı için tıklayınız